Farz-Nafile-Bidat
Malumdur ki fıkıh ince anlayış, ifadedeki ve meseledeki ince ayrıntıyı görmek demektir. Bu incelik görülmediği ve hesaba katılmadığı beyanlar fitne çıkarır. Zamanımızda epeyce örnekte olduğu gibi.
FARZ'da 'yapın' diye bir emir kipi, NAFİLE'de ise 'yapmayın' diye nehy kipi ararız. Yani farz konusunda yapın diye bir emir yoksa o farz olmaz. Yapın diye bir emir yokken bir şeye farz demek, dini BOZMAK olur. Neûzü billâh.
Nafilede ise yapın diye değil, yapmayın diye yasak yoksa önü açıktır; istediğin kadar yapabilirsin, mübahtır deriz. Bizim yerli 'yeniler, nafile için de farz'daki 'yapın' emrini arıyor; bu emri bulamadıklarında ise müminin hülüs-i kalb ile yaptığı nafile ibadeti BID'AT sayıyor, engel oluyor ve fitne çıkarıyor.
Halbuki müminin bu nafile ibadeti için yapmayın/yasak kaydı yoksa, o ibadet caizdir; yapan kişi sevap alır. O kişi nafile ibadetleri yapabildiği kadar yapsın, hiç endişe etmesin. Bu ibadete illa ki bir isim koyması şartı da yok.
Din anlatanlar bu inceliğe dikkat etmezlerse, hizmet yerine fitne üretirler. Hatırlatmış olalım.
Dua ve selam ile...
Yazar: Prof. Dr. Orhan ÇEKER
Yorumlar (0)


