Konya Haberci | Konya Haber
HV
14 TEMMUZ Pazar 07:40

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç : Demokratik sivil anayasa şart

Yüksek Yargı'daki yetki gaspı tartışmaları hakkında konuşan Adalet Bakanı Tunç, Can Atalay kararı ile başlayan gelişmelerin hukuki zeminden çıkarıldığını söyledi. Bakan Tunç, "Meclis'te bir uzlaşma sağlanır, demokratik, sivil yeni bir anayasa yapılırsa ülkemizin hayrına olur" diye konuştu.

GÜNCEL
Giriş Tarihi : 13-11-2023 09:27
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç : Demokratik sivil anayasa şart

Antalya'da Yargı Teşkilatı toplantısına katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, burada SABAH Gazetesi İstihbarat Şefi Halit Turan'ın sorularını yanıtladı. Özellikle Yargıtay 3. Ceza Dairesinin Can Atalay'a hak ihlali veren Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında yaptığı suç duyurusu tartışmalarının hukuk zemininin dışına çıkarıldığını vurgulayan Tunç, süreçle ilgili bilinmeyen noktaları SABAH'a anlattı.


"HDP'Lİ MİLLETVEKİLLERİNİN VEKİLLİKLERİ DÜŞÜRÜLMÜŞTÜR"
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin verdiği kararda, Anayasa Mahkemesine kesinleşmiş kararı kaldıramayacaklarını, Anayasa'ya uygun karar verildiğini belirttiğini kaydeden Bakan Tunç, "Anayasa'nın 83'üncü maddesinde dokunulmazlık düzenlenmiş. Bir milletvekili sorguya çekilemez, meclisin kararı olmadıkça tutuklanamaz diye. Dolayısıyla sadece bu cümleden yola çıkarak Anayasa Mahkemesi bir karar vermiş. Anayasa'nın 83'üncü maddesinin devamında ise ağır cezalık suç hali bunun dışında olduğu belirtiliyor.
Seçimden önce soruşturmaya başlanmış olmak kaydıyla, Anayasa'nın 14'üncü maddesindeki durumlar bunun dışındadır diye de belirtiliyor. Bu durumlarda dokunulmazlığın olmadığı açıktır. Bir milletvekili ağır cezalık suç olursa gözaltına alınabilir, tutuklanabilir. Seçimden önce başlandıysa soruşturma devam eder. Bu yıllardır uygulanıyor. HDP Milletvekilleri buna örnektir. Soruşturması önce başlamıştır, milletvekili olduktan sonra da süreç içerisinde de cezası kesinleşenlerin meclisin TBMM Genel Kurulu'nda oylamasına bile gerek kalmadan vekilliği düşürülmüştür. Çünkü yasa açık ortadadır" dedi.


"YARGITAY KARARI İÇTİHATTIR VE YILLARDIR UYGULANIYOR"
Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay kararını Anayasanın 14. maddesindeki durumların belli olmadığını belirterek verdiğini belirten Tunç, "ancak bu eylemler aynı maddenin son fıkrasında kanunla düzenlerin diye belirtilmiştir. Kanun koyucu bunu Türk Ceza Kanunu'nda düzenlemiştir. Devletin güvenliğine yönelik suçlar bölümünde düzenlenmiştir. Gezi davası da Türk Ceza Kanunu'nun 312'nci maddesinde açılmıştır. Hükümeti devirmeye yönelik teşebbüs suçudur. Mahkeme Can Atalay hakkında 18 yıl hapis cezası verdi. Yargıtay'da kovuşturma devam ederken Can Atalay Hatay'dan Milletvekili adayı gösterildi. Osman Kavala'da gösterilebilirdi. Seçim sonrasında Yargıtay'a başvuru yapıldı, ben milletvekili seçildim, yargılamanın durdurulması istemiyle. Önce 3. Ceza Dairesi daha sonrada itiraz yapılan Yargıtay 4. Ceza Dairesi durdurma talebini reddetti. Daha sonra Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapıldı.
Anayasa Mahkemesi dedi ki burada Anayasa'nın 14'üncü maddesindeki durumlar belirginliği yoktur. Yargıtay 3. Ceza Dairesi de verdiği kararında burada bir belirlilik ilkesine aykırılık olmadığını belirtti. Kararda bu içtihatın yıllardır uygulandığı belirtildi. Aynı zamanda da TCK 312. Madde Devletin güvenliğine aykırı bir suç, burada tartışmasız dokunulmazlık kapsamı dışında olduğu belirtildi. Anayasa Mahkemesi'nin 148'inci maddesinde belirtildiği gibi kanun yolu incelemesini Yargıtay yapar. Son inceleme mercii orasıdır. Yargıtay kararında AYM'ye Anayasa'nın 183'üncü maddesini yorum yaparak uygulanmaz hale getirdiğini belirterek Anayasa'yı ihlal ediyorsunuz demiştir. Ayrıca kararda bu şekilde yaparsanız kırmızı bültenle aranan şüphelilerinde seçimlerde aday gösterilip, TBMM'ye girme yolunun da açıldığı vurgulandı" dedi.
"YÜKSEK MAHKEMELERİN KARŞI KARŞIYA GELMESİNİ İSTEMEYİZ"
Can Atalay tarafından Anayasa Mahkemesine tekrar bir başvuru olacak mı ve bu konuda ne karar verileceğinin önümüzdeki süreçte görüleceğini belirten Bakan Tunç, "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunun yanlış olduğunu düşününler var. Tabi Anayasa'yı okumamaktan kaynaklanıyor. Daire suç duyurusunu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapması gerekiyor ve yaptı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da bunu inceliyordur. O aşamaya gelmeden sorun çözülür mü çözülmez mi konu daha yeni. Anayasa Mahkemesine Can Atalay tarafından yeni bir başvuru olacak mı? Olacaksa tabi nasıl bir karar verilecek. Bunu önümüzdeki süreçte göreceğiz. Burada Anayasa tartışması var. Anayasa'nın maddelerinin farklı yorumlamaktan kaynaklanan yetki karmaşası var. Buna da neden olan Anayasa'nın kendisi. Anayasa değişikliği gecikmesizin yapılması gerekir. Tümden değişiklik zaman alabilir diyorsak, bu sorunları ortadan kaldıracak kısmı değişiklikte yapılabilir. Bu anlamda yeni Anayasa hedefimiz var. Geçmiş dönemde de çalışmalar yapıldı.
Türkiye Yüzyılına girdiğimiz de yeni bir demokratik sivil Anayasa ile yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Bugün iki yüksek mahkeme arasında yetki tartışmasına neden olan bu Anayasa yarın başka bir tartışmaya neden olabilir. Geçmişte de bu maddeler yanlış uygulanarak neler yaşadığımızı biliyoruz. Başörtüsü kararı, Fazilet ve Saadet Partilerinin kapatma davaları, Ak Parti'nin kapatma davasında süreci hatırlıyoruz. Anayasa'nın değişmesi noktasında herkes mutabık ama bu değişikliği yaparken uzlaşma zarureti var. Bunun gerçekleşmesi gerekiyor. Bu noktada Meclis, yasamada bir uzlaşma sağlanırsa demokratik anayasa yapılırsa ülkemizin hayrına olur. İktidar ve muhalefet ile birlikte sorumlu hareket etmemiz gerekiyor. Yargı milletin yargısı, yüksek mahkemelerinin bu şekilde karşı karşıya gelmesini istemeyiz.
"HUKUK ZEMİNİNDEN FARKLI ZEMİNE ÇEKİLDİ"
CHP Genel Başkan Özgür Özel'in duyurusuyla milletvekillerinin TBMM'de oturma eylemini başlattığına dikkat çeken Bakan Tunç, "süreç muhalefet tarafından bu noktaya getirildi. Bu yaşananlar aşılamayacak kriz değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Demokratik Hukuk Devleti. Sorunlar hukuk devleti çerçevesinde nasıl çözüleceği belli mekanizmaları işlettiğimiz zaman sorunu çözeriz. Bunu hukuk zemininden farklı bir zemine çekerseniz, sanki TBMM'ye darbe girişimi gibi bir algı oluşturmaya çalışırsanız bu doğru değil ve sizin niyetinizin farklı olduğu ortaya çıkar. Burada meclise karşı darbe girişimi söz konusu değil.
Yargıtay bugüne kadar oluşturduğu içtihatlar doğrultusunda karar vermiştir. Ortada iki yüksek mahkeme ve iki farklı karar var. Sokak çağrısı yaparak, oturma eylemi yaparak bu tür sorunlar çözülmez. Konuşarak bir araya gelerek, iktidarıyla muhalefetiyle karşılaştığımız bu sorunu nasıl çözebiliriz, Anayasamızdaki bu tıkanıklığa yol açan sorunları nasıl aşabiliriz bunun çalışmasını yapmamız lazım. Bunun da yapılacağını önümüzdeki günlerde tahmin ediyorum. Ama bu tür krizlerin bir an önce çözülmesini isteyen taraf millet nezdinde kazanır, çözülmesini istemeyen uzlaşmaz bir tavır sergileyen, sokak çağrısıyla oturma eylemiyle bu konuda hiç doğru olmayan Cumhurbaşkanımıza yönelik ithamlarla sorunu nitelerseniz millet nezdinde kaybedersiniz"
"ÇETELERLE AK PARTİ HÜKÜMETİ 21 YILDIR MÜCADELE ETMİŞTİR"
Yargıya olan güveni zedelemeye yönelik, toplumda kaos ortama oluşturmaya yönelik çabalara da değinen Bakan Tunç, "Türkiye son 21 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğiyle çetelerle yoğun bir mücadele yaptı. Büyük-küçük çeteler, bu mücadele neticesinde temizlendi. Bundan sonra ortaya çıkan ve soruşturma makamlarının tespit ettiği yanlış iş yapanlar varsa üzerlerine kararlılıkla gideceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Son dönemde yapılan operasyonlar, yargının kolluğa verdiği talimatlarla gerçekleştiriliyor. İhbarlar Cumhuriyet Başsavcılıklarına geldiğinde titizlikle değerlendiriliyor ve kolluğa talimatlar veriliyor. Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı'nın büyük bir uyumu içerisinde bu operasyonlar Cumhuriyet Başsavcılıklarımızın koordinasyonuyla gerçekleştiriliyor.
Ülkemizin huzuru bozmak isteyen, gençlerimizi uyuşturucu illetiyle yok etmek isteyen ve geleceğimizi karartmak isteyen terörün her türlüsüyle çetenin de her türlü suç şebekesiyle biz kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. Yargı, önüne gelen dosyada delillere bakar. O dosyanın kapsamını yargı bilir, kimin suçlu, suçsuz olduğunu kimin gözaltına alınması gerektiğini, kimin tutuklanması gerektiğine yargı karar verir. Yargı da önündeki dosyayla delillerle hareket eder. Sosyal medyada bir takım, şu kişi neden tutuklandı, şu kişi neden serbest kaldı gibi yorumlar yapılıyor. Dosyaya hakim olan yargı. Eğer hata varsa kararla ilgili itiraz mekanizmaları da yine yargının içinde. Tüm bu süreçleri göz ardı ederek dosyayı bilmeden sosyal medyadan yargıya varmak doğru değil. Çoğu da kasıtlı yapılıyor. Bunu hepi yapıldı, yapılmaya devam edecek. Biz sosyal medyadaki dezenformasyonla ilgili de kesinlikle taviz vermeyeceğiz. Milletimizin huzuru için ne yapılması gerekiyorsa, yapmaya devam edeceğiz" dedi.

Kaynak Sabah -Halit Turan -

EditörEditör

YORUMLAR