DÜNYA
Giriş Tarihi : 24-01-2024 23:01

Reisi'nin Ankara ziyareti bölgede dengeleri nasıl değiştirecek?

İran Cumhurbaşkanı Reisi'nin bugün Ankara'ya gelişi, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın'ın Irak ziyareti ve Şubat ayında gerçekleşecek Putin'in Türkiye ziyareti... Ortadoğu'da krizlerin gölgesinde art arda gerçekleşen bu ziyaretler tüm dünyanın gündeminde. Bölgenin en önemli gücü Türkiye'nin göbeğinde olduğu bu temaslar ne anlama geliyor? Prof. Dr. Hasan Köni ve Güvenlik Stratejileri Uzmanı Abdullah Ağar sabah.com.tr'ye yorumladı. Prof. Dr. Hasan Köni, bölgedeki diplomasi trafiği ile ilgili "PKK'nın arkasındaki gücü Türkiye biliyor. İran'ı yanına çekecek, Irak ile görüşecek, dengeleri sağlayacak ve bölgesel olarak bir güç elde edecek" açıklamasında bulundu. Hasan Köni, İsveç'in NATO'ya üye olmasına Türkiye'nin onay vermesiyle ilgili ise "İsveç oylamasıyla ABD'nin el altından işler çevrilmesinin önlendiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Abdullah Ağar ise Putin'in Türkiye ziyareti ile ilgili, "İsveç'in ve Finlandiya'nın NATO üyeliğinin kabul edilmesi sonrası yapılan bu ziyaret bu yönüyle de önemli. Sonuçta bu ülkelerin NATO'ya kabul edilmesi; Rusya'nın ileri bir savunma doktrini geliştirmesine neden olacak. Belki bunu devreye koyacak" açıklamasında bulundu.

Reisi'nin Ankara ziyareti bölgede dengeleri nasıl değiştirecek?

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın davetine icabetle bugün Ankara'ya geldi. Özellikle Gazze Savaşıyla tansiyonun giderek yükseldiği bölgede önemli aktörlerden biri olan İran ile sağlanacak bu ziyareti tüm dünya takip ediyor. Bilindiği üzere daha önce bu ziyaret iki kez ertelenmişti.

Ankara'da bugün gerçekleşecek Konsey toplantısında, Türkiye-İran ilişkileri gözden geçirilecek, ikili iş birliğinin derinleştirilerek geliştirilmesi için atılabilecek adımlar ele alınacak. Öte yandan masadaki diğer önemli konular ise İsrail'in Gazze'de aylardır sürdürdüğü soykırım ve terörle mücadele.

Bugün Ankara'daki bu kritik görüşmenin öncesinde Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Irak'ı ziyaret ederek, Cumhurbaşkanı Abdüllatif Reşid ile bir görüşme gerçekleştirdi. İbrahim Kalın görüşmede, Türkiye'nin Irak'ın güvenliği ve istikrarına verdiği önemi hatırlattı. Başta PKK ve diğer terör örgütleri olmak üzere terörle mücadelede işbirliğinin geliştirilmesine vurgu yaptı.

Önümüzdeki Şubat ayında ise Rusya Devlet Başkanı Putin, Türkiye'ye gelecek. Anlaşıldığı üzere bölgenin tüm aktörlerinin durağı olan Türkiye, tansiyonun son derece yüksek olduğu şu günlerde adeta bir denge unsuru. Yukarıda Rusya-Ukrayna savaşı, aşağıda Kızıldeniz'e yayılan Gazze savaşı. Türkiye'nin onayıyla İsveç'in NATO'ya katılması da yine bölgenin tüm dinamiklerini yakından ilgilendiren diğer gelişme. Artık 30 ülkenin ve 90 bin askerin içinde olduğu bir NATO var. Krizlerin devam ettiği Orta doğu'da, bölgenin en önemli gücü Türkiye'nin gerçekleştirdiği bu temaslar ne anlama geliyor? Prof. Dr. Hasan Köni ve Güvenlik Stratejileri Uzmanı Abdullah Ağar  yorumladı.

(Prof. Dr. Hasan Köni)

İRAN VE IRAK'TA DENGENİN SAĞLANMASI GEREK

İran ile birlikte PKK'ya karşı ortak bir tavır ortaya konmaya çalışılıyor. İki tarafında orada rahatsızlıkları var. Irak ve İran'da bu dengenin sağlanması gerekiyor. İran'ın çok önemli bir gücü var; Haşdi Şabi'ler... İran onları önemli bir denge unsuru olarak kullanıyor. Oradan bir destek alınabilirse Irak'ın kuzeyine yerleşmiş olan PKK'lılara karşı bir sıkıştırma yapılabilir. Onlar sistemin içindeler. O yüzden de Irak ile görüşmeler devam ediyor. Irak hükümetinin de terör örgütlerine engel olması gerek, ülke içinde onların da rahatsızlıkları var.

BÖLGE AKTÖRLERİYLE İŞBİRLİĞİ

PKK'nın hain saldırılarıyla Türkiye'ye bir işaret verildi. PKK'lı teröristleri bölgeye getiren ABD askeri özel şirketleri. Türkiye bunun karşılığında İsveç'in üyeliğini kabul etti. Ben bunun bir mesaj olduğunu düşünüyorum. PKK'nın arkasındaki gücü Türkiye biliyor. İran'ı yanına çekecek, Irak ile görüşecek dengeleri sağlayacak ve bölgesel olarak bir güç elde edecek. İsveç oylamasıyla ABD'nin el altından işler çevrilmesinin önlendiğini düşünüyorum. ABD hiçbir zaman direk Türkiye'nin üzerine gelmedi. Her zaman dolaylı yollar tercih etti. Ekonomi ile oynuyor, mali savaş modelleri var. Dolaylı savaş modelleri var. Şimdi Türkiye olarak çevremizdekilerle anlaşma yoluna gidiyoruz. Bu görüşmelerin nedeni bence bu.

NATO OPERASYONU İLE AMAÇ; RUSYA'YA SALDIRMAK

Putin aslında Türkiye'nin hamlelerinin neden olduğunu biliyor. Yani Rusya, Türkiye'nin İsveç'in üyeliğini tanıyacağını biliyordu. Ne kadar sıkıştırıldığını ve bunun karşısında Türkiye'nin vereceği cevabı biliyordu. Türkiye'nin Rusya ile yakın ilişkileri var. Boğazlar var, doğal gaz alımları devam ediyor, Ruslar Türkiye'ye geliyor. Düşündüğümüz şey; Dengeler değişirse, büyük bir NATO operasyonu var. Bu operasyon uluslararası alanda bir Rus saldırısına hazırlık olarak görülüyor. Oradan başka bir tarafa doğru eğilim olursa Türkiye'nin yeniden düşünmesi gerekiyor. Putin aslında Türkiye'ye gelecek için daha olumlu adımlar atabilmek için geliyor. Türkiye ikinci dünya savaşında iki tarafı idare edebilmiş bir ülkedir. Dengeleri savaşın sonuna kadar elinde tutabildi.

ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI GELİYOR

ABD'nin bir takım hareketleri sayesinde üçüncü dünya savaşına doğru bir gidiş görüyoruz. Türkiye'nin gene bu tür denge sistemleri için çoklu görüşmeler yapabilmesi gerekiyor. NATO'nun büyümesi Rusya'yı içine doğru kapatıyor. Japonya, Güney Kore NATO toplantılarına çağırılıyor. Rusya'nın etrafı sarılıyor. NATO, 30 ülke oluyor, 90 bin asker oluyor. Rusya bunu çok dikkatli izliyor. Daha sıkıştırma olursa onların da cevabı olabilir diye düşünüyoruz.

BÖLGEDE DENGENİN SAĞLANMASI İÇİN ABD'NİN ÇEKİLMESİ GEREK

Irak ile ilişkilerimiz gelişmiş durumda. Irak, içindeki İran güçleri ve PKK boyutuyla baş edemiyor. O dengeleri kurabilmesi için ABD'nin Irak'tan çekilmesi lazım. Bu yüzden Türkiye, mümkün olduğu kadar Irak hükümetini destekliyor. Irak, kendini ülke içinde yeterince koruyamıyor. İran'ın geçtiğimiz günlerde bombaladığı yer, Türkiye'ye petrol satan önemli bir şahsın bulunduğu bölge ama İsrail ajanları vardı, onları vurdum dedi. Bölgede dengesizlikler var. Türkiye ilişkileri geliştirerek orada bir denge sağlamaya çalışıyor. Bunun için İran'la da görüşmesi lazım. İki ülke ile de görüşüyor.

TÜRKİYE DENGEYİ KURABİLECEK Mİ?

Hem Gazze savaşını dikkatli izlememiz gerekiyor. Gazze'deki savaş yayılma tehlikesi gösteriyor, Kızıldeniz'e yayılıyor. Hem de Rusya-Ukrayna savaşını da izlememiz gerekiyor. Rusların büyük bir taarruza geçeceği konuşuluyor. Ukrayna'nın ABD'den, Avrupa'dan eskisi gibi yardım alamadığı görülüyor. Bunun karşılığında büyük bir NATO gösterisi düzenleniyor. 30 ülkenin 90 bin askerle katıldığı. Türkiye, coğrafi olarak tüm bu gelişmelerin ortasında bulunuyor. Türkiye bölgede denge unsuru kalabilmek için çok büyük çaba göstermesi gerekiyor.

(Güvenlik Stratejileri Uzmanı Abdullah Ağar)

DÜNYA BUNALIM İÇİNDE

Türkiye hem bölgesel bir aktör olarak, hem küresel bir aktör olarak diplomatik faaliyetlerini devam ettiriyor. Çok eksenli bir politikaya ve stratejiye de ihtiyaç var. Neden? Dünya büyük bir bunalım içinde. Jeopolitik bir bunalım var. Büyük bir tehdit ve tehlike gelecek için kendisini göstermiş durumda. Burada hem ilişkilerin sürdürülmesi, hem geliştirilmesi çok eksenli olarak önemli. Türkiye, denge siyaseti ve stratejisi, aktif tarafsızlık politikası güdüyor. Bölgesel aktörlerle, komşularımızla, küresel aktörlerle çok boyutlu ve çok eksenli bir ilişkinin geliştirilmesi zaruriyeti var. Bir yandan da terörle mücadele konusu var. Bu arada biliyorsunuz bölgede sadece devletler değil devlet dışı aktörler de var. Şii liderler, Türkmen liderler var. Hem güvenlik, hem istikrar, hem terörle mücadele, hem enerji koridorları meselesi... Pek çok konu var. Bu minvalde bu ülkelerle görüşmek son derece önemli ve değerli. Görüşme araç, sonuç almak amaç. İstikrara, barışa hizmet eden projelerin geliştirilmesi, ülkelerin birbirini anlaması çok önemli. Bu minvalde büyük bir mücadele var aslında.

EN ÖNEMLİ KONU TERÖRLE MÜCADELE

PKK'nın Pençe Kilit bölgesinde düzenlediği iki hain saldırının, İran ve Irak ile görüşmelerinin, Gazze'deki savaşın, Kerkük seçimlerinin, Türkiye-İsrail-ABD arasındaki gerilimin üzerine gelmesi akla pek çok soru işareti getiriyor. Ama bunların hepsi bağlantılı mı, değil mi bunu ancak devlet aklı bilir. Biz sadece muhakeme edebiliriz.

 

Bu işlerde bölgesel aktörlerin, küresel aktörlerin rolü var mı? Bu son derece önemli bir soru olarak karşımızda. İran da pek çok saldırıya maruz kaldı. Gazze Savaş'ında doğrudan doğruya işin içinde. Böyle olunca İran ile görüşmek, İran'ın yaklaşımını anlamak önemli. Sonuçta İran ile komşu ülkeyiz. Dostane ilişkilerimiz var aynı zamanda çok ciddi rekabet alanlarımız da var. Menfaatlerimizin çatıştığı ve çatışmaya dönüşme ihtimali olan riskli alanlar var. Bu açılardan bakıldığı zaman İran ile görüşmeler her zaman önemlidir. Diğer taraftan ekonomik anlamda sonra derece önemli ilişkilerimiz var. İran ile görüşmek her zaman önemlidir. Terörle mücadele, Gazze meselesi, beraber neler yapılabilir? O kadar çok konu var ki...

RUSYA'NIN YENİ BİR SAVUNMA DOKTRİNİ GELİŞTİRMESİ GEREKECEK

Putin savaş içinde olan bir aktör. Bölgedeki temel gerginlik Ukrayna Savaşı. Türkiye'nin çok önemli katkıları oldu. Tahıl koridoru, Nükleer silahlarla ilgili angajman kurallarının Ankara'da belirlenmesi, Karadeniz'in güvenliği, barış masasının kurulması, esir takası gibi birçok konuda çok önemli roller oynadı. Tekrar barışı tesis edebilir mi? İstikrara yönelik adım atabilir mi? Bizim terörle mücadelemiz konusu da var. Biliyorsunuz Suriye'de Rusya var. Irak'ın batısında bir harekat söz konusu. Rusya'nın himayesindeki alanlar var. Bu açılardan bakıldığı zaman Rusya'daki ticaret ve yaptırımlarla ilgili Türkiye'nin pozisyonu çok önemli bir başlık. Putin, bir NATO ülkesini ziyaret edecek sonuçta.. İsveç'in ve Finlandiya'nın NATO üyeliğinin kabul edilmesi sonrası yapılan bu ziyaret bu yönüyle de önemli. Sonuçta bu ülkelerin NATO'ya kabul edilmesi; Rusya'nın ileri bir savunma doktrini geliştirmesine neden olacak. Belki bunu devreye koyacak.

kaynak:sabah

EditörEditör