Akran Zorbalığına Karşı Ebeveynlere Uyarı: “Benim Çocuğum Yapmaz” Demeyin
Çocukların evdeki davranışlarıyla okulda arkadaş grupları içindeki tutumları her zaman aynı olmayabiliyor. Akran zorbalığı yalnızca fiziksel şiddetten ibaret değil; dışlama, alay etme ve sosyal medyada küçük düşürme de zorbalık kapsamında değerlendiriliyor. Uzman yaklaşımında anne-babalara, çocuklarını hemen savunmak yerine olayları anlamaları ve yanlış davranışların düzeltilmesine yardımcı olmaları öneriliyor.

Okuldan gelen “Çocuğunuz bugün arkadaşını itti” ya da “Bir öğrenciyi sürekli rahatsız ediyor” gibi bir telefon, anne-babalar için şaşırtıcı olabilir. İlk tepki çoğu zaman çocuğu savunmak ve yaşananlara inanmakta zorlanmak oluyor. Ancak çocukların evdeki tutumlarıyla okulda, özellikle arkadaş grupları içindeki davranışları farklılaşabiliyor.
Çocuğun bir arkadaşını incitmesi, dışlaması veya küçük düşürmesi onun bütünüyle kötü biri olduğu anlamına gelmiyor. Bununla birlikte, davranışın görmezden gelinmesi ya da koşulsuz biçimde savunulması da sorunun çözümüne katkı sağlamıyor. Önemli olan, olayın nedenini anlamak ve çocuğun yaptığı davranışın sonuçlarını fark etmesine yardımcı olmak.

Akran Zorbalığı Sadece Fiziksel Şiddet Değil
Çocuklar arasında şakalaşma ve takılma görülebiliyor. Ancak bir çocuk sürekli hedef alınıyor, rahatsız olduğunu belli etmesine rağmen davranışlar sürdürülüyor ve yaşananlar diğer çocukların eğlencesine dönüşüyorsa durum sıradan bir şakalaşmanın ötesine geçebiliyor.
Zorbalık; vurma, itme ve tehdit etmenin yanı sıra bir çocuğu oyuna almamak, hakkında dedikodu yaymak, görünüşüyle alay etmek veya arkadaşlarının önünde küçük düşürmek şeklinde de ortaya çıkabiliyor.
Dijital ortamlar da bu sorunu daha karmaşık hâle getiriyor. Sınıf gruplarında paylaşılan fotoğraflar, mesajlar ve videolar, okulda yaşanan bir olayın okul saatleri dışında da devam etmesine neden olabiliyor.

Arkadaş Grubu Çocukların Davranışlarını Etkileyebiliyor
Çocuklar, arkadaşlarının yanında tek başınayken sergilemedikleri davranışlar gösterebiliyor. Bir çocuğa laf atıldığında gülmek, küçük düşürücü bir fotoğrafı paylaşmak veya bir öğrenciyi topluca dışlamak, grup içinde kabul görmek isteyen çocukların katılabildiği davranışlar arasında yer alıyor.
Bu nedenle anne-babaların yalnızca “Neden yaptın?” sorusuyla yetinmemesi önem taşıyor. “Yanında kimler vardı?”, “Arkadaşların nasıl tepki verdi?”, “O sırada ne hissettin?” ve “Sence arkadaşın ne hissetmiş olabilir?” gibi sorular, çocuğun davranışını daha iyi anlamaya yardımcı olabilir.

Empati Kurmayı Somut Örneklerle Anlatın
Çocuklara yalnızca “Empati kurmalısın” demek, her zaman yeterli olmayabilir. Bunun yerine onların anlayabileceği örnekler üzerinden konuşmak daha etkili olabilir.
“Bütün sınıfın içinde seninle dalga geçilse ne hissederdin?” veya “Arkadaşlarının seni oyuna almadığını düşün” gibi sorular, çocuğun karşısındaki kişinin yaşadıklarını değerlendirmesine yardımcı olabilir.
Buradaki amaç çocuğu suçluluk duygusuna boğmak değil; yaptığı davranışla ortaya çıkan sonuç arasındaki bağlantıyı kurmasını sağlamaktır.
Zorbalığa Tanık Olan Çocukların Tutumu Da Önemli
Zorbalık olaylarında yalnızca davranışı yapan ve bundan etkilenen çocuklar bulunmuyor. Olayı izleyen, gülen, görüntü kaydeden veya sessiz kalan çocukların tutumları da yaşananların devam etmesini etkileyebiliyor.
Buna karşılık, “Bunu yapmayalım” diyebilen ya da güvenli bir şekilde öğretmenden yardım isteyen bir çocuk, olayın büyümesini önlemeye katkı sağlayabilir.
Bu nedenle çocuklarla yalnızca kendilerine kötü davranıldığında ne yapmaları gerektiği değil, bir arkadaşlarının hedef alındığına tanık olduklarında nasıl davranabilecekleri de konuşulmalı.
“Seni Seviyorum Ama Yaptığını Doğru Bulmuyorum”
Anne-babaların çocuklarıyla iletişim kurarken sevgiyi ve sınırları birlikte ortaya koyması önem taşıyor. “Seni seviyorum ama yaptığın şeyi doğru bulmuyorum” yaklaşımı, çocuğun kişiliğini hedef almadan davranışının yanlış olduğunu anlatmaya yardımcı olabilir.
Çocuğun yaptığı her şeyi savunmak yerine onu dinlemek, öğretmeninden bilgi almak ve olayın farklı taraflarını değerlendirmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. Ardından çocukla sakin bir şekilde konuşularak hatasını anlaması, gerekiyorsa özür dilemesi ve davranışını telafi etmesi desteklenebilir.
Anne-Babalar Kendilerine Şu Üç Soruyu Sormalı
Çocuğum hata yaptığında onu gerçekten dinliyor muyum?
Yanlış bir davranış sergilediğinde hemen savunmaya mı geçiyorum?
Çocuğumu sevmenin, her davranışını onaylamak anlamına gelmediğini biliyor muyum?
Çocuğun bir davranışı, onun bütün kişiliğini tanımlamaz. Ancak yanlış davranışların görmezden gelinmesi de doğru değildir. Ebeveynlerin görevi, çocuklarını her koşulda haklı çıkarmak değil; hatalarını fark etmelerine, sorumluluk almalarına ve daha doğru davranışlar geliştirmelerine yardımcı olmaktır.
Çocuğu sevmek, her yaptığını onaylamak değildir. Bazen en önemli ebeveynlik görevi, çocuğun yanlışını görmesine ve bunu düzeltmesine destek olmaktır. kaynak:sabah
akran zorbalığıçocuklarda zorbalıkebeveynlere uyarıokulda zorbalıkdijital zorbalıkçocuk eğitimianne baba tutumu
Kaynak: Konya Haberci
Yorumlar (0)


