ABD merkezli The National Interest dergisinde yer alan değerlendirmede, Washington’un bölgede askeri varlığını sürdürmesine rağmen siyasi ve stratejik etkisinin hızla zayıfladığına dikkat çekildi. Analize göre, Ortadoğu ülkeleri artık dış aktörlerin yönlendirdiği güvenlik anlayışını terk ederek, kendi güç mimarilerini inşa etmeye yöneliyor.
Gazze Savaşı Kırılmayı Derinleştirdi
Analizde, İsrail-Gazze Savaşı’nın yalnızca güvenlik dengelerini değil, bölgesel güç ilişkilerini de kökten değiştirdiği vurgulandı. İsrail’in çok cepheli tehditlerle karşı karşıya kaldığı, ABD’nin ise bölgeden çekilmek isteyen ancak tamamen ayrılamayan bir güç konumuna gerilediği ifade edildi.
Washington’un özellikle Arap Baharı sonrası izlediği politikaların uzun vadeli sonuçlarının, mevcut düzenin çöküşünü hızlandırdığı değerlendirmesi yapıldı.
Suudi Arabistan–Pakistan Askerî Yakınlaşması
Haberde, Suudi Arabistan’ın uzun süredir güvenlik alanında Pakistan’a dayanan bir strateji izlediği hatırlatıldı. Son dönemde Riyad ile İslamabad arasında derinleşen savunma iş birliğinin, Suudi Arabistan’ı fiilen Pakistan’ın nükleer caydırıcılığıyla ilişkilendiren yeni bir güvenlik mimarisi oluşturduğu belirtildi.
Bu gelişmenin, Ortadoğu’daki güç dengelerini doğrudan etkileyebilecek nitelikte olduğu vurgulandı.
Türkiye Yeni Eksenin Kilit Aktörü
Analize göre Türkiye, söz konusu üçlü yapının merkezinde yer alıyor. NATO üyesi olmasına rağmen çok kutuplu dünya düzeninde bağımsız bir jeopolitik çizgi izleyen Türkiye’nin; askeri kapasitesi, savunma sanayii gücü ve diplomatik etkinliğiyle yeni dönemin belirleyici aktörlerinden biri haline geldiği ifade edildi.
Yeni Ortadoğu: Bölgesel Aktörlerin Belirlediği Dönem
The National Interest’e göre Ortadoğu, artık ABD ve İsrail merkezli güvenlik anlayışından uzaklaşarak, bölgesel güçlerin belirleyici olduğu çok kutuplu bir döneme giriyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında şekillenen bu yeni eksen, bölgenin geleceğinde Washington’un değil, bölge ülkelerinin söz sahibi olacağını gösteriyor.