RTÜK’e Tepki: Yerli Yayıncı Neden Kıskaca Alınıyor?
RTÜK’ün son kararı, Türkiye’de yerli yayıncılar ile küresel dijital platformların karşı karşıya olduğu denetim ve rekabet şartlarını yeniden gündeme taşıdı. SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, dijital platformların algoritmalarından reklam politikalarına, vergilendirmeden içerik ve telif haklarına kadar birçok başlıkta yeni bir düzenleme ihtiyacı bulunduğunu belirterek, “Yerli yayıncıdan beklediğimiz sorumluluğu küresel platformdan da beklemeliyiz” dedi.
Yayınlama: 10.08.2026 23:18
Türkiye’de geleneksel televizyon yayıncılığı ile dijital medya arasındaki sınırlar giderek ortadan kalkarken, yerli yayıncıların tabi olduğu kurallar ile küresel dijital platformların faaliyetleri arasındaki farklar yeni bir tartışmanın kapısını araladı.
RTÜK’ün ATV’ye verdiği son ceza üzerinden gündeme gelen tartışmada, özellikle sosyal medya platformları ve dijital yayın servislerinin denetimi, yerli medya kuruluşlarının ekonomik yükümlülükleri ve dijital reklam gelirlerinin dağılımı mercek altına alındı.
YERLİ YAYINCIYA DENETİM, KÜRESEL PLATFORMLARA NE KADAR DENETİM?
Türkiye’de televizyon yayıncıları yayıncılık mevzuatı kapsamında çeşitli yükümlülüklere tabi olurken, dijital dünyanın dev platformları milyonlarca kullanıcıya ulaşan içerik ekosistemlerini yönetiyor.
Sosyal medya platformlarında çocukların korunması, yasa dışı içerikler, kişisel veriler, reklam politikaları ve algoritmaların işleyişi gibi başlıklar uzun süredir tartışılıyor.
Bu tablo, “Yerli yayıncı ile küresel dijital platformlar aynı kurallara mı tabi?” sorusunu gündeme getiriyor.
SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan da Türkiye’nin önündeki temel meselenin yalnızca dijital platformları denetlemek olmadığını belirterek, yerli medya kuruluşlarının ayakta kalabileceği adil bir medya ekosisteminin oluşturulması gerektiğine dikkat çekti.
“KURAL HERKES İÇİN AYNI OLMALI”
Eraslan, yerli yayıncılarla küresel platformlar arasındaki en önemli sorunlardan birinin ekonomik eşitsizlik olduğunu belirtti.
Türkiye’de faaliyet gösteren medya kuruluşlarının vergi, istihdam, sosyal güvenlik, telif ve içerik üretim maliyetleri gibi çok sayıda yükümlülük üstlendiğine dikkat çeken Eraslan, Türkiye’den gelir elde eden küresel şirketlerin de faaliyetlerinin karşılığında Türkiye’ye adil katkı sağlaması gerektiğini savundu.
Dijital reklam pazarındaki yoğunlaşmaya da dikkat çeken Eraslan, programatik reklamcılık sisteminin daha şeffaf hale getirilmesi ve yerli yayıncıların reklam gelirlerinden daha adil pay alabilmesi için ilgili kurumların daha kapsamlı incelemeler yapması gerektiğini ifade etti.
Eraslan’a göre tüketici hakları, çocukların korunması, kişisel veriler ve reklam standartları konusunda yerli ve yabancı şirketler arasında farklı uygulamalar bulunmamalı.
“YERLİ YAYINCIDAN BEKLEDİĞİMİZ SORUMLULUĞU KÜRESEL PLATFORMDAN DA BEKLEMELİYİZ”
Dijitalleşmeye karşı çıkmak yerine dijital dünyanın kurallarının Türkiye’nin medya ekosistemini koruyacak şekilde yeniden oluşturulması gerektiğini belirten Eraslan, küresel platformların Türkiye’de faaliyet göstermesine karşı olmadıklarını ancak bu şirketlerin Türkiye’nin hukukuna ve ekonomik düzenine uyması gerektiğini söyledi.
Eraslan, güçlü bir dijital medya düzeninin yalnızca büyük platformlarla değil, üretim yapabilen ve yayın hayatını sürdürebilen yerli medya kuruluşlarıyla mümkün olacağını ifade etti.
İNGİLTERE MODELİ TÜRKİYE İÇİN ÖRNEK OLABİLİR Mİ?
Dijital platformların denetlenmesi konusunda İngiltere’deki Ofcom modeline de dikkat çeken Eraslan, İngiltere’nin dijital yayıncılık alanındaki düzenlemeleri bir anda değil, aşamalı şekilde geliştirdiğini belirtti.
İngiltere’de video paylaşım platformlarıyla başlayan düzenlemelerin, 2023 yılında Online Safety Act ile sosyal medya platformları ve arama motorlarına yönelik daha kapsamlı sorumluluklara dönüştüğünü belirten Eraslan; çocukların korunması, yasa dışı içeriklerle mücadele, platformların risk değerlendirmesi ve kullanıcı güvenliğinin önemli başlıklar haline geldiğini aktardı.
Eraslan, Türkiye’nin İngiltere’deki modeli doğrudan kopyalamak yerine kendi medya yapısına ve ihtiyaçlarına uygun bir denetim sistemi oluşturması gerektiğini söyledi.
RTÜK, BTK VE REKABET KURUMU İÇİN YENİ DÖNEM ÇAĞRISI
Dijitalleşmeyle birlikte televizyon, internet, sosyal medya, haber siteleri ve mobil uygulamalar arasındaki sınırların büyük ölçüde ortadan kalktığını belirten Eraslan, mevcut kurumların görev alanlarının dijital dönüşüme göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Eraslan, uzun vadede medya, iletişim, dijital platformlar ve rekabet alanlarını birlikte ele alan daha güçlü bir koordinasyon mekanizmasına ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Böyle bir yapının yalnızca hukukçular ve bürokratlardan oluşmaması gerektiğini belirten Eraslan; iletişimciler, gazeteciler, akademisyenler, bilişim uzmanları, veri uzmanları ve siber güvenlik alanında çalışan uzmanların da süreçte yer alması gerektiğini söyledi.
“TÜRKİYE ALGORİTMİK ŞEFFAFLIĞI SAĞLAMALI”
Dijital platformların gücünün yalnızca yayınlanan içerikten değil, hangi içeriğin kime, ne zaman ve hangi sırayla gösterileceğini belirleyen algoritmalardan kaynaklandığını vurgulayan Eraslan, Türkiye’nin algoritmik şeffaflık konusunda daha kapsamlı adımlar atması gerektiğini belirtti.
Platformların kullanıcılara içerikleri neden gösterdiği, reklamların hangi yöntemlerle hedeflendiği ve siyasi reklamların nasıl dağıtıldığı konusunda daha fazla şeffaflık sağlanması gerektiğini ifade eden Eraslan, yaptırım mekanizmasının da çeşitlendirilmesini önerdi.
Eraslan’a göre her ihlalin çözümü erişim engelleme olmamalı; ihlalin niteliğine göre para cezası, reklam faaliyetlerine yönelik yaptırımlar ve düzeltme yükümlülüğü gibi farklı araçlar da kullanılmalı.
YERLİ MEDYANIN EN BÜYÜK SORUNLARINDAN BİRİ: DİJİTAL REKLAM GELİRLERİ
Dijital medya ekosisteminde bir diğer kritik başlık ise reklam gelirleri.
Küresel teknoloji şirketlerinin dijital reklam pazarındaki ağırlığının yerli medya kuruluşlarının gelirlerini etkilediğini belirten Eraslan, programatik reklam sisteminin daha şeffaf hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
Yerli yayıncıların içerik üretmek için ciddi maliyetlere katlandığını belirten Eraslan, buna karşın üretilen haberlerin ve özgün içeriklerin küresel platformlar üzerinden geniş kitlelere ulaştığını ifade etti.
Bu nedenle haber ve özgün içerik üreten yayıncıların haklarını koruyacak yeni bir telif ve lisanslama sisteminin oluşturulması gerektiğini savundu.
“YERLİ YAYINCININ ÜRETTİĞİ İÇERİĞİN KARŞILIĞI OLMALI”
Eraslan, küresel platformların Türkiye’de üretilen haber ve içeriklerden yararlanırken içerik üretim maliyetlerinin büyük ölçüde yayıncıların üzerinde kaldığını belirtti.
Bu durumun yerli medya kuruluşları açısından sürdürülebilirlik sorunu oluşturduğunu ifade eden Eraslan, yeni bir telif ve lisanslama sisteminin artık ertelenmemesi gerektiğini söyledi.
Eraslan ayrıca Türkiye’den gelir elde eden küresel platformların, Türkiye’deki medya ve içerik ekosistemine de katkı sağlaması gerektiğini belirterek, dijital hizmetlerden elde edilen vergilerin belirli bir bölümünün yerli içerik üretimi, gazetecilik, sinema ve televizyon sektörlerini destekleyecek fonlara aktarılmasının değerlendirilebileceğini ifade etti.
TARTIŞMANIN ODAĞINDA “EŞİT REKABET” VAR
RTÜK’ün ATV’ye yönelik kararı üzerinden yeniden gündeme gelen tartışmanın odağında yalnızca bir yayıncıya verilen ceza bulunmuyor.
Asıl tartışma, televizyon kanallarından haber sitelerine, sosyal medya platformlarından dijital yayın servislerine kadar genişleyen medya ekosisteminde kuralların tüm aktörler için eşit uygulanıp uygulanmadığı sorusunda düğümleniyor.
Yerli medya kuruluşlarının daha ağır ekonomik ve hukuki yükümlülüklerle faaliyet gösterdiği, buna karşın küresel platformların çok daha büyük ekonomik güce sahip olduğu yönündeki değerlendirmeler, önümüzdeki dönemde dijital medya düzenlemesi, algoritmik şeffaflık, telif, vergilendirme ve rekabet başlıklarının daha fazla tartışılacağının işaretini veriyor.
SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan’ın değerlendirmeleri ise tartışmayı tek bir RTÜK kararının ötesine taşıyarak, Türkiye’nin gelecekte nasıl bir dijital medya ve yayıncılık düzeni kuracağı sorusunu yeniden gündeme getiriyor.kaynak:sabah
RTÜK’ün ATV’ye verdiği son ceza üzerinden gündeme gelen tartışmada, özellikle sosyal medya platformları ve dijital yayın servislerinin denetimi, yerli medya kuruluşlarının ekonomik yükümlülükleri ve dijital reklam gelirlerinin dağılımı mercek altına alındı.
YERLİ YAYINCIYA DENETİM, KÜRESEL PLATFORMLARA NE KADAR DENETİM?
Türkiye’de televizyon yayıncıları yayıncılık mevzuatı kapsamında çeşitli yükümlülüklere tabi olurken, dijital dünyanın dev platformları milyonlarca kullanıcıya ulaşan içerik ekosistemlerini yönetiyor.
Sosyal medya platformlarında çocukların korunması, yasa dışı içerikler, kişisel veriler, reklam politikaları ve algoritmaların işleyişi gibi başlıklar uzun süredir tartışılıyor.
Bu tablo, “Yerli yayıncı ile küresel dijital platformlar aynı kurallara mı tabi?” sorusunu gündeme getiriyor.
SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan da Türkiye’nin önündeki temel meselenin yalnızca dijital platformları denetlemek olmadığını belirterek, yerli medya kuruluşlarının ayakta kalabileceği adil bir medya ekosisteminin oluşturulması gerektiğine dikkat çekti.
“KURAL HERKES İÇİN AYNI OLMALI”
Eraslan, yerli yayıncılarla küresel platformlar arasındaki en önemli sorunlardan birinin ekonomik eşitsizlik olduğunu belirtti.
Türkiye’de faaliyet gösteren medya kuruluşlarının vergi, istihdam, sosyal güvenlik, telif ve içerik üretim maliyetleri gibi çok sayıda yükümlülük üstlendiğine dikkat çeken Eraslan, Türkiye’den gelir elde eden küresel şirketlerin de faaliyetlerinin karşılığında Türkiye’ye adil katkı sağlaması gerektiğini savundu.
Dijital reklam pazarındaki yoğunlaşmaya da dikkat çeken Eraslan, programatik reklamcılık sisteminin daha şeffaf hale getirilmesi ve yerli yayıncıların reklam gelirlerinden daha adil pay alabilmesi için ilgili kurumların daha kapsamlı incelemeler yapması gerektiğini ifade etti.
Eraslan’a göre tüketici hakları, çocukların korunması, kişisel veriler ve reklam standartları konusunda yerli ve yabancı şirketler arasında farklı uygulamalar bulunmamalı.
“YERLİ YAYINCIDAN BEKLEDİĞİMİZ SORUMLULUĞU KÜRESEL PLATFORMDAN DA BEKLEMELİYİZ”
Dijitalleşmeye karşı çıkmak yerine dijital dünyanın kurallarının Türkiye’nin medya ekosistemini koruyacak şekilde yeniden oluşturulması gerektiğini belirten Eraslan, küresel platformların Türkiye’de faaliyet göstermesine karşı olmadıklarını ancak bu şirketlerin Türkiye’nin hukukuna ve ekonomik düzenine uyması gerektiğini söyledi.
Eraslan, güçlü bir dijital medya düzeninin yalnızca büyük platformlarla değil, üretim yapabilen ve yayın hayatını sürdürebilen yerli medya kuruluşlarıyla mümkün olacağını ifade etti.
İNGİLTERE MODELİ TÜRKİYE İÇİN ÖRNEK OLABİLİR Mİ?
Dijital platformların denetlenmesi konusunda İngiltere’deki Ofcom modeline de dikkat çeken Eraslan, İngiltere’nin dijital yayıncılık alanındaki düzenlemeleri bir anda değil, aşamalı şekilde geliştirdiğini belirtti.
İngiltere’de video paylaşım platformlarıyla başlayan düzenlemelerin, 2023 yılında Online Safety Act ile sosyal medya platformları ve arama motorlarına yönelik daha kapsamlı sorumluluklara dönüştüğünü belirten Eraslan; çocukların korunması, yasa dışı içeriklerle mücadele, platformların risk değerlendirmesi ve kullanıcı güvenliğinin önemli başlıklar haline geldiğini aktardı.
Eraslan, Türkiye’nin İngiltere’deki modeli doğrudan kopyalamak yerine kendi medya yapısına ve ihtiyaçlarına uygun bir denetim sistemi oluşturması gerektiğini söyledi.
RTÜK, BTK VE REKABET KURUMU İÇİN YENİ DÖNEM ÇAĞRISI
Dijitalleşmeyle birlikte televizyon, internet, sosyal medya, haber siteleri ve mobil uygulamalar arasındaki sınırların büyük ölçüde ortadan kalktığını belirten Eraslan, mevcut kurumların görev alanlarının dijital dönüşüme göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Eraslan, uzun vadede medya, iletişim, dijital platformlar ve rekabet alanlarını birlikte ele alan daha güçlü bir koordinasyon mekanizmasına ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Böyle bir yapının yalnızca hukukçular ve bürokratlardan oluşmaması gerektiğini belirten Eraslan; iletişimciler, gazeteciler, akademisyenler, bilişim uzmanları, veri uzmanları ve siber güvenlik alanında çalışan uzmanların da süreçte yer alması gerektiğini söyledi.
“TÜRKİYE ALGORİTMİK ŞEFFAFLIĞI SAĞLAMALI”
Dijital platformların gücünün yalnızca yayınlanan içerikten değil, hangi içeriğin kime, ne zaman ve hangi sırayla gösterileceğini belirleyen algoritmalardan kaynaklandığını vurgulayan Eraslan, Türkiye’nin algoritmik şeffaflık konusunda daha kapsamlı adımlar atması gerektiğini belirtti.
Platformların kullanıcılara içerikleri neden gösterdiği, reklamların hangi yöntemlerle hedeflendiği ve siyasi reklamların nasıl dağıtıldığı konusunda daha fazla şeffaflık sağlanması gerektiğini ifade eden Eraslan, yaptırım mekanizmasının da çeşitlendirilmesini önerdi.
Eraslan’a göre her ihlalin çözümü erişim engelleme olmamalı; ihlalin niteliğine göre para cezası, reklam faaliyetlerine yönelik yaptırımlar ve düzeltme yükümlülüğü gibi farklı araçlar da kullanılmalı.
YERLİ MEDYANIN EN BÜYÜK SORUNLARINDAN BİRİ: DİJİTAL REKLAM GELİRLERİ
Dijital medya ekosisteminde bir diğer kritik başlık ise reklam gelirleri.
Küresel teknoloji şirketlerinin dijital reklam pazarındaki ağırlığının yerli medya kuruluşlarının gelirlerini etkilediğini belirten Eraslan, programatik reklam sisteminin daha şeffaf hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
Yerli yayıncıların içerik üretmek için ciddi maliyetlere katlandığını belirten Eraslan, buna karşın üretilen haberlerin ve özgün içeriklerin küresel platformlar üzerinden geniş kitlelere ulaştığını ifade etti.
Bu nedenle haber ve özgün içerik üreten yayıncıların haklarını koruyacak yeni bir telif ve lisanslama sisteminin oluşturulması gerektiğini savundu.
“YERLİ YAYINCININ ÜRETTİĞİ İÇERİĞİN KARŞILIĞI OLMALI”
Eraslan, küresel platformların Türkiye’de üretilen haber ve içeriklerden yararlanırken içerik üretim maliyetlerinin büyük ölçüde yayıncıların üzerinde kaldığını belirtti.
Bu durumun yerli medya kuruluşları açısından sürdürülebilirlik sorunu oluşturduğunu ifade eden Eraslan, yeni bir telif ve lisanslama sisteminin artık ertelenmemesi gerektiğini söyledi.
Eraslan ayrıca Türkiye’den gelir elde eden küresel platformların, Türkiye’deki medya ve içerik ekosistemine de katkı sağlaması gerektiğini belirterek, dijital hizmetlerden elde edilen vergilerin belirli bir bölümünün yerli içerik üretimi, gazetecilik, sinema ve televizyon sektörlerini destekleyecek fonlara aktarılmasının değerlendirilebileceğini ifade etti.
TARTIŞMANIN ODAĞINDA “EŞİT REKABET” VAR
RTÜK’ün ATV’ye yönelik kararı üzerinden yeniden gündeme gelen tartışmanın odağında yalnızca bir yayıncıya verilen ceza bulunmuyor.
Asıl tartışma, televizyon kanallarından haber sitelerine, sosyal medya platformlarından dijital yayın servislerine kadar genişleyen medya ekosisteminde kuralların tüm aktörler için eşit uygulanıp uygulanmadığı sorusunda düğümleniyor.
Yerli medya kuruluşlarının daha ağır ekonomik ve hukuki yükümlülüklerle faaliyet gösterdiği, buna karşın küresel platformların çok daha büyük ekonomik güce sahip olduğu yönündeki değerlendirmeler, önümüzdeki dönemde dijital medya düzenlemesi, algoritmik şeffaflık, telif, vergilendirme ve rekabet başlıklarının daha fazla tartışılacağının işaretini veriyor.
SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan’ın değerlendirmeleri ise tartışmayı tek bir RTÜK kararının ötesine taşıyarak, Türkiye’nin gelecekte nasıl bir dijital medya ve yayıncılık düzeni kuracağı sorusunu yeniden gündeme getiriyor.kaynak:sabah
Haber Merkezi
Konya Haberci